Hayatı olduğu gibi kabul et - Accept the life as it comes

Merhaba! Bloga ve yeni yazılara dönüş yapmışken arayı çok soğutmamalı diye düşündüm ve yeniden sizlerleyim:) Yazıya başlamadan önce ne giydiğimle ilgili birkaç şeyden bahsetmek istiyorum. Birbirinden farklı iki stil var bu yazıda. Biri benim bahar aylarında günlük kullanmayı çok sevdiğim, dantel elbise, bootie ve ince mont üçlüsünden oluşuyor. Bir de şapka! Forever New'da her sezon bohem stilimi tamamlayacak parçalar bulabiliyorum. Mağazaya girince bu parçaları bir araya getirmek benim içim çok kolay oldu:) İkinci stil ise, ısınan havalar ile birlikte akşam davetlerinde, kokteyl ya da kutlamalarda ne giysem diye düşünenlere alternatif olarak geliyor. Bence Forever New'ın gece elbisesi koleksiyonu her sezon mutlaka incelemeye değer parçalar içeriyor. İşte bu elbise de benim için öyle oldu. Kırmızı çok tercih ettiğim bir renk değildir, biliyorsunuz. Ama bu elbisenin kumaşı, duruşu ve kesimi, reyonda görür görmez hemen giymeliyim fikri oluşturdu bende:) Kırmızının albenisini bozmayacak sade parçalar ile bir araya geldi. Umarım stilleri beğenirsiniz. Tüm parçaların linklerini sizin için en aşağıya ekledim!
Gelelim yazımızın konusuna:) Hafta içi snapchat ve instagram üzerinden yaptığımız konuşmalarda konuyu 'yoga' olarak belirlemiştik:) Şimdi yazıyı okuyan herkesin, başlığı tekrar okumasını istiyorum. Evet 'hayatı olduğu gibi kabul et'. Yoganın bana kattığı en güzel şeyleri özetleyen bir cümle! Yaklaşık 2 yıl önce Boston'dan döndükten sonra, amerikan beslenme düzeninin bana kattığı birkaç kilo fazlasını vermek için yoga yapmaya karar vermiştim. Evet çoğu kişi gibi benim de yoga yapmaya karar verme sebebim daha fit olmaktı. Önceleri düzenli pilates yapan biri olarak, yogayı da benzer bri spor olarak görüyordum. Hiçbir zaman çok zorlayıcı sporları seven biri olmadım, koşmak ya da egzersiz salonlarında aletlerle nefes nefese kalarak kardiyo yapmak benim hayatıma kattığım zorunluluklar oldu sadece. Oysa spor, bir zorunluluk değil, size yaptıkça iyi gelen, üşenmeden yapabileceğiniz birşey olmalı. Kısaca bir zorunluluk değil, size iyi gelen bir hobi gibi.... İşte yogayla tanıştıktan sonra, aklımdaki 'spor yapmak' terimi tamamen boyut değiştirdi. İlk başlarda yogayı evde kendim yapmaya çalıştım, cd'lerden, aplikasyonlardan, internetten videolar eşliğinde denedim. Ama bu şekilde yaparken, daha önceden, spor yapma zorunluluğu hissederek yaptığım diğer egzersizlerden çok da farklı hissettirmedi. Hatta, meditasyon kısımlarını saçma bile buluyordum. Ta ki, bana yogayı sevdiren harika iki insanla tanışana kadar. Gülin Zeytinlu ve Dilek Bulutlar. Bu iki güzel insan birlikte bir yoga merkezi açmıştı ben Amerika'dayken. İş yerimden gidenler vardı onların derslerine. İşte ben de evde yapmayı bir kenara bırakıp bu kez yoganın eğitimini almış kişilerden ders almaya karar verdim. 8 kişiyi geçmeyen sınıflarda yoga derslerine katılmaya başladım. Önceleri bir akış içerisinde ilerleyen vinyasa yogayı sevdim, vücudum alışıp güçlendikçe, ashtanga'ya da merak sardım, sınırlarımı zorlayan, ders sırasında şıp şıp terlediğim bir yoga türü olsa da, haftada bir yapmaya özen gösterdim. Yoga meyvelerini vermeye başladı, artık daha ince görünüyordum ve mesleğimin bana hediyesi bel ağrılarım geçmişti. Ancak bu iki kazancı bana pilates ya da yüzme de zaten sağlıyordu. Ama yoganın bana kattığı başka birşey vardı, onu benim için vazgeçilmez kılan. O da ruhuma da iyi gelmesiydi. Çok yorgun gittiğim derslerden sanki uykudan yeni uyanmış gibi çıkmak o kadar güzeldi ki:) Örneğin ders sırasında biraz zorlayıcı bir yoga pozunda nefesler ile beklerken Gülin'in: 'Belki bu rahatsız pozdan şu an çıkmak istiyorsunuz, daha rahat bir hale geçmek için, ama düşünün belki bu pozda 5 saniye daha fazla durmak, gerçek hayatta karşınıza çıkacak zorluklar karşısında daha güçlü olmanıza yardımcı olabilir' sözü gerçekten o anda o pozda kalmamı sağlıyordu. Ya da Dilek'in derslerin başında ve sonundaki meditasyon ve nefes çalışmaları sırasında: 'sadece nefesinize odaklanın, çevreden gelen sesler duyabilirsiniz, ya da aklınız bazı şeylerde takılabilir, bırakın aklınızdan geçsinler ve gitsinler, onlara takılı kalmayın' demesi, ki bu kısımlar birçok kişinin yoga ile dalga geçtiği kısımlardır. Bazı arkadaşlarımdan: Ommmmm sesi de ne? ya da, ben öyle duramam dakikalarca sessizilikte, aklıma başka şeyler gelir, çok saçma dediğini hatırladım. Belki siz de bu satırları okurken öyle düşünüyorsunuz. Ama gerçekten yogaya kendini adamış kişilerle onu deneyimlemeden kesin birşey söylemeyin. Yoga ile tanıştıktan sonra hep söylediğim birşey var, 'herkes yoga ile tanışmalı'. Yoganın hayata bakışımı ne yönde değiştirdiğini ise en sona bıraktım. Belki de en güzeli: Size 'o an' da yaşamayı öğretiyor. Özellikle yoga yaparken nefese odaklanmayı sağlayan bu düşünce aslında, yoganın hayat felsefesi aynı zamanda. Çünkü hayatta sadece şimdi var, geçmiş geride kaldı onu değiştirme sansımız yok, ve geleceği de henüz bilmiyoruz, o zaman onun için endişelenmenin de bir anlamı yok. Örneğin, ben şu an parmaklarım klavyenin tuşlarına dokunurken yarın ne yapacağımı düşünmüyorum, ya da bugün yoğun geçen klinik nedeniyle ne kadar yorgun olduğumu da hatırlamak bana olumlu birşey katmıyor. Anı yaşamak, bazı şeyleri değiştiremiyor olduğumuzu bilip, öyle kabul etmek, belki de hayatta bizi yoran birçok şeyden uzaklaşmamızı sağlamanın anahtarıdır. İşte bu yazdıklarımdan ötürü, yoga benim hayatımda vazgeçilmezim:) Umarım bu yazdıklarım, yoga ile tanışmayı düşünenlere biraz fikir vermiştir. Şimdi derin bir nefes alın ve hayatta değiştiremeyeceğiniz bazı şeyler için endişelenmeyi bırakıp, aslında 'yaşadığınız an'da olmanın ne kadar önemli olduğunu, bu satırları okuduğunuz zamanın geri gelmeyeceğini bilerek, aldığınız her nefesin güzelliğini yaşayın! Sizi seviyorum:)
Tüm Parçalar: Forever New yeni koleksiyon
Stil 1
Stil 2

Sevgiler, Cocobolinho

Comments

Fatma Erdem said…
Bana blog yazısı okumayı sevdiren cocobolinho. Seviyorum seni ve hemen araştırmaya başlıycam. 💕
Marina Loyko said…
Both looks very nice
ceren çiftçi said…
Nasıl sevilmesin Coco💕
Güzel bir yazı olmuş sağolasın. Ben de bazı yoga hareketlerini kendimce yapmaya çalışıyorum. Gerçekten farklı bir sistem. Eğitimli birilerinden ders almak hedefim. Çok rahatlatıyor gerçekten.
Deniz Kurtay said…
içerik çok güzel fakat yazı tipi çok göz yoruyor değiştirmek iyi olabilir:)
Shannon Boyce said…
How stunning! The cut of that red dress is breathtaking!
the-creationofbeauty.blogspot.com
kesinlikle kırmızı elbiseye bayıldım. O kadar hoş kombinlemişsin ki :)

Sevgiler.
minikkus said…
Benim güzeller güzelim, yine göz kamaştırıyosun kombinlerinle ve güzelliginle! <3

Yoga konusunda aşırı derecede ön yargılıyım, yani senin o bahsettiğin "ommm diye dakikalarca hiçbişey düşünmeden nasıl kalıyosunuz öyle" diyen arkadasların gibiyim ben de:) Ela'dan sonra-ki esas düzenli bir spora başlamam ve sıkıca sarılmam gereken dönem- öncesinde yaptığım pilatesi de bıraktım, saldım çayıra modundayım:) Ama içimden bi ses; "tamam evet kilo almıyosun ama bu senin sıkı olduğun anlamına gelmiyo, bi kendine gel ve toparlan, sıkılaş, akıllı ol" diyo :) Belki senin gibi bu işi iyi yapan birilerine denk gelirsem şans verebilirim sanırım yogaya:)
Öperim ve tatlı yanaklarından sıkıştırırım <3
Aylin said…
Sanırım senin diğer sporları sevmeme nedenlerini ben sevdiğim için yogayı sevemedim. 2 ay yoga yaptım. Özellikle nefes egzersizleri sürekli bitsin diye düşündüm. Eskiden spor geçmişim olduğu için temel hareketlerde zorlanmadığımdan sıkıldım. İleri seviyedeki şeyler oldukça zevkli görünüyor aslında. Tabi insan biraz da sabırsız olunca dayanamadım :) temelini öğrenmeden ileri seviyeye de geçemem. Bana tavsiyen var mı? Bıraktım yogayı ama yoganın kazandırdığı denge kabiliyeti bir başka. Mesela benim için amuda kalkmak çok kolay ama 10 sn durmak zor.
Serra Kutan said…
Kırmızı olan çok yakışmış. Bir de Mailine bakman mümkün mü? Bir şey sormak istiyoruz :)
Teşekkürler,
Serra
Coco Bolinho said…
Sevgili Aylin, kasların güçlü olduğu için çok şanslısın:) Benim yogada en çok zorlandığım leylerden biri de oydu. Özellikle kollarım çok güzlü olmadığı için baş duruşuna kalkarken omuz karın kol üçlüsünü bir arada çalıştırmak bana çok zor geliyordu. Gel gelelim benim de denge ile ilgili sorunum çok olmuyordu:) Yoganın temeli yavaş olması, sakin olması. Belki sen çok aktif olduğun için o denge kısımları seni zorluyor olabilir. Belki sadece kendine daha yavaş olmayı hatırlatman gerekir her adımda. Çok sevgiler
Coco Bolinho said…
Canım Asiyem, ne güzel yazmışsın yine:)
Benim o çok sevdiğim yoga hocalarımdan biri Ankara'ya yerleşti eşinin işi nedeniyle.
Dilersen seni Gülin'e yönlendirebilirim. Onu İzmir kaybetti ama Ankara kazanmış olsun:)))
Coco Bolinho said…
Sevgili fatma:))

Ben de blog yazısı yazmayı sayenizde daha bir sevdim:)))
İzmir'deysen sana yoga konusunda yönlendirici olabililrm. sevgiler
Coco Bolinho said…
Canım Ceren:))))

Güzel kalpli öğrencim:)
Buralardan da ulaşırmış:) öpüyorum
sahika said…
Cococuğum, ne güzel yazmışsın.. Hayat şu andan ibaret.. Çok seviyorum hayata pozitif bakmanı. Snapchatteki pozitif sohbetlerini :) Sevgiler..